ANA SAYFA AGNOSTİSİZM BİLİM DÜNYADA DİN TÜRKİYE GÜNDEMİ MAKALELER FORUM DİNİ TEST

Türklerin Müslümanlaştırılmaları

İslam dinine getirilen eleştiriler ve yanıtlar ile düzeyli tartışmalar.

Moderatör: Moderasyon Ekibi

Re: Türklerin Müslümanlaştırılmaları

Mesajgönderen Anafor » 02 Eki 2009, 15:48

simurg yazdı:Bu başlığa neden yazmadığımı anlaşılması için yazmıştım, ama kendimi ifade edememişim. Ben Müslüman bir Türküm ve burada yazılan yazılara itibar etmediğim gibi yazacağımız yazılara da itibar edilmeyeceğini belirtmek için yazmıştım. (Yazılanlar doğrultusunda kişinin önyargılı bakacağını düşündüğüm için cevap yazarken sizin yazınıza alıntı yaparak mesaj yazdım.)
Bana göre asla ve asla Türkler köleleştirilemez.
Kesinlikle İslam köleliği men eder.
Müslüman olmak eksi olan yönümüz olduğunu ima edenler içinde asıl aptallığımızın bileğimizin gücünü kullana bildiğimiz gibi zekamızı kullanamadığımızdan kaynaklandığını belirtmek istediğim için yazmıştım.
Şimdi anlaşılacak şekilde kendimi ifade edebildim mi Sayın Anafor?


Öyle bir gardımı almışım ki, demek istediklerinizi anlamamışım.Kusura bakmayın..
Klasik forum taktiğidir.Biri bir yazı atar, diğeri de yorumlar.Kayıtsız şartsız doğruymuş gibi.Ben bunlarla ilgilenmiyorum.Gerçeklerle ilgileniyorum...
Yanlış anlamışım.Hakkınızı helal edin...
Allah'a dayan, sa'ye sarıl, hikmete ram ol. Yol varsa budur! Bilmiyorum başka çıkar yol!

-Mehmet Akif-
Anafor
Üye
Üye
 
Mesajlar: 91
Kayıt: 30 Eyl 2009, 15:16
Görüş: Müslüman

Re: Türklerin Müslümanlaştırılmaları

Mesajgönderen simurg » 02 Eki 2009, 16:00

Önemli değil.
Bende aynısını yapabilirdim. ;)
"Sessiz, durgun, başı eğik kalmayın.
Uyanınız...
Bütün Dünya ya :
" Ben Türküm, bağımsızlık bana atalarımdan miras kaldı. Onu sana vermem" diye haykırınız....( Mustafa Kemal 'in 1919 Havza konuşmasından)."
simurg
Üye
Üye
 
Mesajlar: 723
Kayıt: 27 Ağu 2009, 17:34
Görüş: Müslüman

Re: Türklerin Müslümanlaştırılmaları

Mesajgönderen Bulywyf » 09 Eki 2009, 09:45

simurg yazdı:Bu başlığa neden yazmadığımı anlaşılması için yazmıştım, ama kendimi ifade edememişim. Ben Müslüman bir Türküm ve burada yazılan yazılara itibar etmediğim gibi yazacağımız yazılara da itibar edilmeyeceğini belirtmek için yazmıştım. (Yazılanlar doğrultusunda kişinin önyargılı bakacağını düşündüğüm için cevap yazarken sizin yazınıza alıntı yaparak mesaj yazdım.)
Bana göre asla ve asla Türkler köleleştirilemez.
Kesinlikle İslam köleliği men eder.
Müslüman olmak eksi olan yönümüz olduğunu ima edenler içinde asıl aptallığımızın bileğimizin gücünü kullana bildiğimiz gibi zekamızı kullanamadığımızdan kaynaklandığını belirtmek istediğim için yazmıştım.
Şimdi anlaşılacak şekilde kendimi ifade edebildim mi Sayın Anafor?



Simurg bu yazılanlar yalan mı değil mi, en azından şahsi fikrini söyler misin?
Çeviriler arap kaynaklarından

Ha zaten kölelikten sultanlığa bir yol izlendi sonuçta ama başta kölelik vardı.

Binbir gece masallarında bile vardır Türklerin güzelliği
--------------------------
Saygilar ve Sevgiler
Bulywyf
http://www.tsk.tr/anitkabir/atasoz.htm
http://forum.agnostik.org/viewtopic.php?f=7&t=425

Türkçe'nin hiçbir eksiği yoktur, ya senin?
Kullanıcı avatarı
Bulywyf
Üye
Üye
 
Mesajlar: 696
Kayıt: 31 May 2009, 20:19
Görüş: Önce vatan

Re: Türklerin Müslümanlaştırılmaları

Mesajgönderen simurg » 09 Eki 2009, 09:59

Bütün tarih boyunca okuduğum Türkler hakkında her yazıda asla baskı altına alınamayacakları ve köleleştirilemeyecekleri kesin bir diller belirtilmişdir.

Sorarım sana şu an bile kanının son damlasına kadar hürriyet için savaşmaz mısın?

Türkler köleleştirildiğine ve zorla İslam’ı seçtiklerine inanmıyorum, doğru bulmuyorum ve saptırılmış olduğunda ısrar ediyorum. Kitabelerden turun baktığınız her kaynakta asla ve asla Türklerin özgürlüğünden taviz vermeyeceğini ve hele hele köle olarak kullanılamayacağını (sağ olarak ele geçiremezler bile) benden çok daha iyi biliyorsunuz.
Ben Türk’üm ve bugün bile hürriyetim için bir savaş olursa seve seve ölüme gidebilirim.
"Sessiz, durgun, başı eğik kalmayın.
Uyanınız...
Bütün Dünya ya :
" Ben Türküm, bağımsızlık bana atalarımdan miras kaldı. Onu sana vermem" diye haykırınız....( Mustafa Kemal 'in 1919 Havza konuşmasından)."
simurg
Üye
Üye
 
Mesajlar: 723
Kayıt: 27 Ağu 2009, 17:34
Görüş: Müslüman

Re: Türklerin Müslümanlaştırılmaları

Mesajgönderen simurg » 09 Eki 2009, 10:05

Ben hala hazmedemiyorum askerin başına çuval geçirilmesini (bu konuda orada bulunan bir askerin kendi ağrıyla söylediği şu sözler yeterince utanç verici. “Biz genelkurmaydan emir bekliyorduk ateş açmak için ve bizi sağ ele geçirmeleri imkansızdı. Verilen emre itaatsizlik yapamayacağımız için bu rezilliği yaşadık” aslında daha ağır kelimler vardı ama argoya girmemek istediğim için yumuşattım son cümleyi) ve sanırım bu bile ne kadar sindirilmesinin zor olduğunu açık bir şekilde gösteriyor.
"Sessiz, durgun, başı eğik kalmayın.
Uyanınız...
Bütün Dünya ya :
" Ben Türküm, bağımsızlık bana atalarımdan miras kaldı. Onu sana vermem" diye haykırınız....( Mustafa Kemal 'in 1919 Havza konuşmasından)."
simurg
Üye
Üye
 
Mesajlar: 723
Kayıt: 27 Ağu 2009, 17:34
Görüş: Müslüman

Re: Türklerin Müslümanlaştırılmaları

Mesajgönderen cernomirdin » 09 Eki 2009, 20:16

Türkler zorla müslüman yapıldı ama köleleştirilemediler.Ama sadece zorla olan bir şey de değil.Çin e karşı zayıf düşen Türkler Çin i yenen kalabalık Arap Ordusuyla işbirliği yaptılar ve TALAS savaşında Türk-Arap İttifakı Çin e karşı ortak savaştılar.Bu Araplar a karşı bir çeşit sempati ve yakınlaşma sagladı.Kitleler halinde gönüllü geçişler oldu.Ama Türklerin daha sonra büyük çoğunluklar halinde İslam a geçişleri kılıç zoruyla ve daha önce Müslüman olmuş olan Türkler in Müslüman olmayan Türkler e baskı yapmasıyla olmuştur.
Köle olarak mısıra götürülen Türkler Mısır da ve civarın da olan bütün devletleri yıkarak kendi devletlerini kurdular.Bu devletin adı MEMLÜKLER(KÖLELER) DEVLETİDİR.Zorla Köle Yapılan ve Zorla Müslüman yapılan Memlük Türkleri kendi devletlerini kurarak köleliğe baş kaldırdılar.Ama Müslümanlıklarını değiştirmediler.Çünkü İslam artık işlerine geliyordu ve anne babalarından islamı aldıkları için islamı kendi kimlikleri sanıyorlardı.Anne babaları onlara İslam a karşı gelmek Yaratıcıya karşı gelmektir diye öğretmişti.
ARAYAN KİŞİ,BULANA KADAR ARAMAKTAN VAZGEÇMESİN.SONUNDA ARADIGINI BULACAKTIR=THOMAS İNCİLİ:1/2
DİLEYİN SİZE VERİLECEK,ARAYIN BULACAKSINIZ=LUKA:11/9-ÇÜNKÜ HER DİLEYEN ALIR.HER ARAYAN BULUR=LUKA:11/10
Kullanıcı avatarı
cernomirdin
Üye
Üye
 
Mesajlar: 1921
Kayıt: 26 Ara 2008, 23:51
Görüş: DEİST

Re: Türklerin Müslümanlaştırılmaları

Mesajgönderen simurg » 12 Eki 2009, 14:28

Türklerin İslamiyeti Kabulü

İslam dinini kabul etmeden önceki dönemde Türkler, Şamanist kültürün etkisindeydiler ve Gök-tanrı (Gök-tengri) dinini benimsemişlerdi. Bununla birlikte, zamanın koşullarına bağlı olarak değişik dönemlerde değişik dinlere bağlı kalmışlardı. Örneğin, Çin'de (386-556) bir devlet kurmuş olan Tabgaç ile 552-742 yılları arasında hüküm sürmüş olan Türk kökenli Göktürk devleti Budizm'i benimserken, Uygur döneminde (745-840) Türkler arasında Maniheizm yaygınlık kazanmıştır. Bunun yanında, kimi Türkler (Hazarlar) Museviliği seçmiş, Peçenekler, Kumanlar ve Bulgarlar gibi bir kısmı da Hristiyanlığı benimsemişlerdir. Böylece, Türklerin Araplarla ilk karşılaştıkları tarihe kadar değişik dinleri kabul ettikleri söylenebilir.

Türklerin Müslümanlarla ilk temasları, 7. yy.'ın ortalarında, 642 yılındaki Nihavend Savaşını izleyen dönemde başlamıştır. Türk-Arap ilişkileri, Sasani Devletinin çöküşünden sonra yaklaşık yarım yüzyıl boyunca çekişmeli biçimde sürüp gitmiştir.

Türkler, Emeviler döneminin (661-750) başlangıcından itibaren İslam devletleri ve Arapların hizmetinde bulunmuşlardır. Ayrıca Türkler, Emevi devletinin çöküşü ve Abbasiler döneminin başlamasına neden olan ihtilal hareketi içinde önemli bir rol oynamışlardır. Aslında, 632 yılında Hicret'le birlikte İslamiyeti yaymaya başlamış olan Müslümanlar, Abbasi iktidarının başlangıcına (750) kadar geçen sürede genişleme faaliyetinin büyük bölümünü tamamlamışlardı. 634'te Arap Yarımdasını, 642'de Bizans ve Sasani topraklarını ele geçiren Müslümanlar, 656 yılında nüfuz alanlarını kuzeyde Kafkaslar ve doğuda da Ceyhun Irmağı'na kadar genişletmiş bulunuyorlardı. Türkler, 751 yılında yapılan Talas Savaşı'nda Çinliler'e karşı paralı askerler olarak Araplarla birlikte savaşmışlardı. Çinlilere karşı kazanılan bu zafer; Türk egemenliğinin Batı Türkistan'da sürmesini sağlarken Araplara Türklerle dostluk ilişkisini geliştirme fırsatı vermiş, bu ilişki ile birlikte Türkler de gittikçe artan biçimde İslamiyeti kabul etmeye başlamışlardı. Ayrıca Araplar, bu savaşı izleyen dönemde Orta Asya'nın Müslümanlaştırılması sürecini de başlatacaklardı. Bu arada, Müslümanlar Talas Savaşı ile Orta Asya'ya adım attıkları sırada Türklerin de bu bölgede Uygur Devleti'ni kurmakta olduklarını belirtmek gerekir. Uygurlar'dan ayrılan Oğuz Türkleri, savaş esiri ya da Müslümanların hizmetindeki askerler olarak İslam dünyasında yer alan ilk Türkler olmuşlardır.

İslam dinini kabul eden Türklerin sayısı gittikçe artmış ve Müslümanlık, 10. yy.'da Türkler arasında yaygınlık kazanmıştır. Fakat, Türklerin ilk kez ortaya çıktıkları ve ilk devletlerini kurdukları bozkırların Müslümanlaştırılması 14. yy.'a kadar sürmüştür. Böylece, Türklerin Müslümanlaştırılması yaklaşık 5 yüzyıllık bir süre almıştır. Orta Asya'da Arap yayılmasını izleyen dönemdeki Türk tarihine ilişkin en önemli gelişme, Türklerin önce İran ve ardından da Anadolu'ya göçleri olmuştur.

Bu noktada Türklerin, Arap baskısıyla karşılaşmasalardı, yerleşik hayata geçmeyip bozkırlarda göçebe olarak yaşamaya devam edecekleri ileri sürülebilir. Arapların baskısı karşısında Türklerin bir bölümü, yaşamlarını sürdürebilecekleri başka yerler bulmak zorunda kaldılar ve İslamiyeti kabul ettikten sonra da İslam'ın nüfuz alanını genişletmek üzere yeni topraklara akınlar düzenlemeye başladılar.

İslamiyeti kabul eden Türk toplulukları arasında yer alan Karahanlılar, Gazneliler ve Selçuklular, Türk kökenli toplulukların gelecekleri ile ilgili olarak çok önemli bir rol oynadılar. Karahanlılar, İslam'ı kabul ettikten sonra Buhara ve çevresini alıp Orta Asya'daki ilk Müslüman Türk devletini, Karahanlı devletini kurdular. Aynı dönemde, bir diğer Türk kökenli aile olan Gazneliler ailesi ortaya çıktı. Gazneliler, Afganistan ve İran Horasanı'nda etkili olup Kuzey Hindistan'ın Müslümanlaştırılmasını sağladılar. 10 ve 11. yüzyıllarda kimi Oğuz grupları Ceyhun Irmağı bölgesinden Horasan'a göç ettiler. 1035 yılında Selçuk Bey'in torunları Tuğrul ve Çağrı, diğer Oğuz gruplarıyla birlikte Ceyhun Irmağı'nı geçtiler. Bu gruplar, Selçuklu ailesinin tarihteki yerini almasından sonra Selçuklular olarak adlandırılacaktı. Horasan'ı hakimiyetleri altına aldıktan sonra Gazneliler karşısında 1040 yılında Dandanakan Savaşını kazandılar ve daha batıya ilerlediler. Tuğrul Bey, 1055 yılında Bağdat'ı aldı ve ardından da hilafet Selçuklular'a geçti. Tuğrul Bey'in halefi Alp Arslan (1063-1072), Bizans İmparatoru Romanos Diogenes'i 1071'de Malazgirt'te yendi. Bu zaferin ardından Selçuklular, Türkler'in Anadolu'da yerleşmelerini sağlamış oldular. Böylece, bu göçebe Türkler, yani Anadolu'ya geçen Oğuzlar, Büyük Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarını kurdular ve Kırım'dan Kuzey Afrika'ya, İran Körfezi'nden Viyana'ya kadar uzanan bölgede Türk uluslarının izlerini bıraktılar.

Orta Asya'da kalan Türk topluluklarına gelince, bunların izledikleri yolun, İslam dinini benimseyerek yerleşik hayata geçen ve çeşitli bölgelerde Müslüman Türk devletleri kurmuş olan Türk topluluklarının izledikleri yoldan farklı olduğu söylenebilir.


Bu konuda ayrıntılı bilgileri bulabileceğin bir doçentin yazısını gönderiyorum. Okuduktan sonra tarihlere bakarak seninle tartışabilirim. :)
"Sessiz, durgun, başı eğik kalmayın.
Uyanınız...
Bütün Dünya ya :
" Ben Türküm, bağımsızlık bana atalarımdan miras kaldı. Onu sana vermem" diye haykırınız....( Mustafa Kemal 'in 1919 Havza konuşmasından)."
simurg
Üye
Üye
 
Mesajlar: 723
Kayıt: 27 Ağu 2009, 17:34
Görüş: Müslüman

Re: Türklerin Müslümanlaştırılmaları

Mesajgönderen Bulywyf » 21 Eki 2009, 19:10

Internetten

Türk kiyimlari

Buhara'nın Tekrar Kuşatılması ve İlk Türk Katliamı

Kuteybe Merv’de büyük bir hazırlık yapar. Bu arada Vardana ve Buhara beylikleri arasında çatışmalar vardır. Müslümanlara karşı mücadele etmek için bu çatışmalar derhal durdurulur ve Vardan Hudat, Kuteybe’ye karşı Türklerin başına geçer. Kuteybe önce, Numiskent ve Ramitan’a saldırır ve buraları kolayca istila eder. Demirkapı önlerinde Vardan’la çarpışırlar. Vardan savaşı kaybeder ve Buhara’ya doğru çekilir. Ancak Kuteybe, savaştan yorgun düştüğü için Buhara’yı alamadan Merv’e geri döner.

Haccac bunu başarısızlık olarak kabul eder ve, Buhara’yı mutlaka almasi için Kuteybe’ye emir verir. Kuteybe büyük bir hazırlık yaparak bir sene sonra tekrar Buhara’yı kuşatır. Türkler direnir ve Kuteybe başarılı olamaz, ordusu dağılmaya başlar. Bunun üzerine Kuteybe her bir Türk başı için askerlerine 100 dirhem vaad eder.. ara hırsı ile gayrete gelen Araplar, şehri istila ederler. Bütün direnen Türkler kılıçtan geçirilerek tam bir katliam yapılır, Araplar Türk kadınlarına tecavüz ederler, beğendikleri kadınları ya cariye olarak kullanmak yada köle pazarında satmak üzere alıkoyarlar. Erkeklerden de binlerce kişiyi köle olarak satmak üzere beraberlerinde götürürler.

Araplardan oluşan yeni bir idari kurumlaşma yapılır. Diğer beyliklerden tepkiler gelmeye başlayınca da, Buhara Melikesi Hatun’un oğlu Tuğ Sad kukla hükümdar yapılır. Tuğ Sad tarihe hain bir işbirlikçi olarak geçer. Daha sonrada Müslüman olarak oğluna da, efendisi Kuteybe’nin ismini vererek bağlılığını kanıtlar.. Etkili bir kolonizasyon yapmak isteyen Kuteybe bunun için öncelikle yerli halkı İslamlaştırmaya başlar.. Buhara halkı önceleri Müslüman olmuş gibi görünselerde bu dini kabul etmek istemezler.

Kuteybe Türklerin aslında Müslüman olmadıklarını, evlerinde İslami kuralları tatbik etmediklerini anlar ve yeni bir yöntem geliştirir. Bu yönteme göre Türkler evlerini Araplarla paylaşmak zorunda bırakılırlar ve bu şekilde bire bir kontrol altına alınırlar.. İslami kurallara uymayanlar ise ağır cezalara uğratılırlar. Bugün, bazı İslami yazarlar bu getirilen tedbirlerin İslam'ın Türkler tarafından kabul edilmesinde çok yarar sağladığını açıkca ifade ederler. Bu yaklaşım da üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.

Kuteybe’nin bu zorlamaları karşısında, halkdan bazı direnişçiler çıkar. Gizlice silahlanırlar. Bu durum karşısında Araplar camiye dahi silahsız gidemez olurlar. Kuteybe baskıları arttırır, kendi aralarında örgütleşen Türkleri yakalattırıp öldürtür. Bu arada yeni vergi yasaları getirir.. Yerli halk, halifeye senede 200000 dirhem, Horasan valisi Haccac’a da 10000 dirhem vergi ödemeye mecbur bırakılır. Bunun dışında Arap askerlerinin atlarına yem temin etmeye, oraya getirilip yerleştirilen Arap ailelerine odun temin etmeye ve onlara tahsis edilen arazilerde çalışmaya mecbur bırakılırlar. Kadınlar, kızlar Araplara cariye yapılırlar. Buhara Türkleri bu yıllarda dünyadaki çok az milletin yaşadığı vahşeti ve ızdırabı yaşar.

Kuteybe’nin getirip Türk evlerine yerleştirdiği Araplar, Türklerin o zamana kadar yaptıkları bütün birikimlerinin üzerine konarlar, Türklerin tarlalarını alır ve Türkleri o tarlalarda çalıştırırlar. İste Tek din İslam oluncaya kadar savaşın diyen ayet, Arapları Türklerin sırtından geçimlerini sağlayacak ortamı yaratmıştır. Allah dini dedikleri İslam, Ahzab 50 de olduğu gibi, savaşta gasp edilen Türk kızlarınıda ganimet olarak görür, ve Araplara cariye olmalarını helal kılar. Cuma namazı zorunlu hale getirilir. Genede Türkerden rağbet görmez. Bunun üzerine Kuteybe, namaza gelenlere 2 dirhem vaad ederek önce fakirler üzerinde İslamın etkili olmasını temine çalışır. Bu uygulama nispeten başarılı olur. Fakir halktan para için camiye gidenler olur..

Büyük Katliam - Talkan Katliamı

Buharada olanlar diğer Türk Beyliklerinde de etkilerini gösterir. Aynı şeylerin kendi başlarına geleceğinden korkmaktadırlar. Sogd meliki Neyzek Tarhan şehrinin yıkıma uğramaması için Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır.. Bu anlaşmaya göre Tarhan haraç verecek ve tarafsız kalacaktır. Ancak bu tarafsız kalmalar ve Türklerin birleşememeleri Arapların işlerini kolaylaştırmış ve Türk beyliklerini istedikleri gibi istila edip talan etmişlerdir. İlk olarak saldırıya uğrayan Kibac Hatun’a diğer beyliklerden yardım gelmeyince, o yardımı esirgeyenler aynı akibete uğramışlardır. Bu olaylarda Türklerin belli bir şekilde organize olamamaları da onların Araplar tarafından istila edilmelerini kolaylaştırmıştır.

Neyzek Tarhan daha sonra Kuteybe ile yaptiğı anlaşmada hatalı olduğunu ve bu anlaşmanın kendisine hiçbir güvence getirmeyeceği gibi diğer Türk Beylerine de ihanet etmiş olacağını anlar. Tohoristan’a dönerek bütün Türk Beyliklerine birer mektup yazar ve onları ortak bir direnişe girmeleri için uyarmaya çalışır. İlk olumlu yanıt Talkan meliki Sehrek’den gelir. Tarhan’ın planlarını öğrenen Kuteybe, buna karşılık Belh şehrinde hazırlık yaparak, baharda büyük bir ordu ile Talkan şehrine doğru yürür. O ana kadar bir direniş hazırlığı yapamayan Talkan şehri meliki Sehrek, Kuteybe’nin gelişinden önce şehri terkeder. Şehre hiç savaşmadan giren Kuteybe’nin adamları şehirde eli kılıç tutabilen nekadar erkek varsa hepsini kılıçtan geçirirler. Bu katliam o zamana kadar yapılanların en büyüğüdür.

Kuteybe bu katliamı diğer beyliklere ibret olması için yapar. Kuteybe’nin askerleri öldürebildikleri kadar öldürürler, geri kalanları da, Talkan yolu üzerindeki ağaçlara asarlar.. Bu yolun 4 fersah ( 24 Km.) mesafelik bölümü Türklerin ağaçlara asılan cesetleri ile doludur.. Talkan katliamı tarihe, Arapların o güne kadar yaptıkları katliamların en büyüğü olarak geçmiştir. Halk, Müslüman Araplarla savaşmadığı halde, Kuteybe ve askerleri sırf diğerlerine örnek olsun diye 40.000 kadar kişiyi kılıçtan geçirmiş, ağaçlara asmıştır. bütün bunlar hep İslam adına yapılmıştır.

Kuteybe, Talkan katliamından sonra Suman’a girer. erkeklerin pek çoğunu öldürterek, kadınlarını ve kızlarını cariye olarak alıkoyar. Daha sonra Kes ve Nesef’de aynı şeyleri yapar.. Erkekler öldürülür, Türk kadını ve kızları utanç verici bir şekilde Araplara cariye olurlar. Daha sonra Faryab’a yönelir ve Faryab’ın teslim olmasını ister.. Faryab halkı başlarına gelecekleri bildiklerinden teslim olmaya yanaşmazlar.. Erkekleri dövüşerek ölürler. Bütün şehir yakılır. Araplar bu şehre yakılmış şehir anlamında Muhtereka derler. Kuteybe, Faryab’dan sonra, Tarhan’ın çekildiği kale Bazgis’i kuşatır.

2 ay süreyle devamlı olarak buraya saldırır fakat bir sonuç elde edemez. Bu arada kış yaklaşır. Kuteybe’nin kışın savaşacak gücü yoktur ancak, kale içindeki Türklerin de yiyecekleri bitmiştir. Her iki tarafta savaşın kendileri için kaybedildiğini düşünür. Kuteybe son olarak bir hileye baş vurur. Tarhan’ın yanına Muhammed bin Selim adındaki adamını gönderir. Muhammed ibni Selim Tarhan’ın teslim olması durumunda kendisine hiç bir şekilde zarar gelmeyeceği güvencesini verir.. Kalenin açlık içinde olmasından dolayı Tarhan’ın Kuteybe’nin teklifini kabul etmesinden başka yapılacak bir şeyi yoktur.

Komutanları ile görüşüp teklifi kabul ederler. Silahlarını teslim ederek kaleden çıkarlar. Tarhan kaleden çıkar çıkmaz yakalanır, etrafı hendek açılmış bir çadırda zincire vurulur. Kuteybe bu arada Tarhan’ı hemen öldürmez. Haccac’a haber göndererek ne yapacağını sorar. Haccac Tarhan için, ''O bir Müslüman düşmanıdır hiç aman vermeden (Tarhan'ı) öldür'' der. Kuteybe önce Tarhan’ın iki oğlunu, Tarhan’ın ve toplanan halkın gözü önünde öldürtür. Arkasından 700 kadar Türk savaşçısının başlarını gene Tarhan’ın ve halkın gözü önünde kestirir. (arap töresi böyledir) Hemen sonra Tarhan’ı da bizzat kendisi öldürür. Bütün kesilen başlar Haccac’a gönderilir. Kuteybe bunları yapmakla, sanki Kuran'daki ayetleri yerine getirmiştir.

Sana savaş-ganimetlerini sorarlar. De ki: Ganimetler Allah'ın ve Resûlündür. Buna göre, eğer mü'min iseniz Allah'tan korkup-sakının, aranızı düzeltin ve Allah'a ve Resûlü’ne itaat edin. Enfal 1 ayeti. (Enfal sözcüğü, Ganimetler demektir.)

Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar (savaş anında) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sakınanlarla beraberdir. Tevbe 123

O haram aylar çıkınca artık müşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe edip namaz kılar ve zekatı verirlerse, onları serbest bırakın; çünkü Allah gafur, ve rahîmdir. Tevbe 5 ayeti. ( http://www.multimediaquran.com/quran/tu ... 09-005.htm )

Tarhan'ın öldürülmesinden sonra, Kuteybe, Aral Gölü’nün altında bulunan Harzem bölgesine yürür. Harzem’de Caygan ile Havarizat arasında taht kavgası vardır. Kuteybe Caygan'la işbirliği yapar. Önce Havarizat ile etrafındakileri öldürtür. Arkasından Camhud melikini yenerek 4000 civarında esir alırlar. Ancak, daha sonra bunlar Kuteybe’nin emri üzerine öldürülürler. Bu olay, Ziya Kitapçı'nın, İslam Tarihi ve Türkler adlı kitabında aynen şöyle anlatılır. ''Bu harblerden birinde, et-Taberi'nin bütün tafsilatı ile anlattığına göre, bir defasında Abdurrahman b. Müslim, Kuteybe'ye, 4000 esirle gelmişti.

Kuteybe, Abdurrahman'ın böyle kalabalık Türk esirleri ile geldiğini görünce hemen tahtının çıkarılmasını ve bir meydana kurulmasını istedi. Tahtının üzerine mağruru bir eda ile oturan Kuteybe, bu Türk esirlerinden bin tanesini sağına, bin tanesini soluna, bin tanesini arkasına ve bin tanesinide önüne dizilmelerini söylemiş ve sonrada Arap askerlerine dönerek yalın kılıç bu Türklerin kafalarının koparılmasını emretmiştir. Cebbar, zorba, insafsız Arap komutanının etrafının bir anda bu Türklerin kafa kol ve gövdeleri ile bir kan gölü haline geldiğinden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu harblerde öldürülen Türklerin haddi hesabı yoktu.

Nitekim bu vahşetten adeta gururlanan bir Arap şairi Kaah el-Aşkari şöyle haykırmıştır '' Kazah ve Facfac önlerinde korkudan birbirlerine sarılmış zavallı Türkleri öldürdüğünüz geceleri hele bir hatırlayınız. Herkesi kılıçtan geçirdiniz. Sadece ata dahi binmeyecek yaşta küçük çocuklar kaldı. Binenlerde o hırçın atların sırtında sanki bir yük gibiydiler. ( Sayfa 314 )

Harzem’de ayaklanan halk, Kuteybe ile işbirliği yaptığı için Caygan’ı öldürür. Bunun üzerine, Kuteybe bütün Harzem’i yakıp yıkar, halkı kılıçtan geçirir. Harzemli ünlü Türk bilgini, Biruni Harzem’deki uygarlığın yok edilişini şu şekilde anlatır.. “Kuteybe, her çareye baş vurarak Harzemlilerin yazılı dilini bilenleri, geleneklerini koruyanlarını, bütün bilginleri öldürttü, böylece Türklerin sanat uğraşları ulayı (ve) bilim merakı, kısmi olarak Araplar tarafından, hem fiziki yasaklar ile hemde mistik islam diniyle engellenmiştir.

İslam dini Harzemlilerin içinde girerken, onların tarihi hakkında bilinenleri artık öğrenme olanağı bırakmadı. Harzem’i yıktıktan sonra Kuteybe, Semerkant üzerine yürür. Semerkant meliki Gurek üzerine gelen Müslümanlara karşı diğer Türk Beyliklerinden yardım ister. Taşkent ve Fergane’den yardım gönderir, fakat gelen birlikler yolda Kuteybe’nin askerleri tarafından pusuya düşürülerek yok edilirler. Semerkant, kuşatılır. Araplar mancınık ateşi ile saldırırlar. Daha fazla dayanamıyacağını anlayan Gurek, Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır..Bu anlasmaya göre,

1. Semerkant Araplara hersene 2.200.000 altın ödeyecektir.
2. Bir defaya mahsus olmak üzere 30.000 Türk gencini esir olarak verecektir.
3. Şehirde Cami yapılacaktır.
4. Şehirde eli silah tutan kimse dolaşmayacaktır.
5. Tapınak ve putlardaki tüm mücevherler Kuteybe’ye teslim edilecektir.

Daha sonra Kuteybe, altından yapılan putları erittirerek alır ve Merv’e geri döner.. Dönerken kardeşi Abdurrahman bin Muslim’i Semerkant’ın başına vali olarak bırakır.. Kuteybe’nin Merv’e dönüşünden sonra, Türkler kendi aralarında işgalci Müslümanlara karşı bir direniş birliği kurarlar.. Zaman zaman Ceyhun ırmağını geçerek Araplara pusu kurar ve ciddi zararlar verirler.. Haccac Kuteybe’ye Taşkent ve Fergana’yi işgal etmesi talimatını verir.. Kuteybe Taşkent’e gider fakat başarılı olamaz.. Bu arada Haccac ölür. Halife Velid, Kuteybe’ye Türklere karşı savaşları devam ettirmesini söyler.. Kuteybe bu sefer Kasgar’a doğru yola çıkar.. Tam Kasgar’ı kuşatacakken Halife Velid ölür, yerine Süleyman ibni Abdülmelik halife olur.. Bu yeni Halife ile arası hiç iyi olmayan Kuteybe Kasgar seferini yarıda bırakarak ona karşı ayaklanır, ancak kendi komutanları tarafından 11 yakını ile birlikte 716 senesinde kafası kesilerek öldürülür.. Çünkü Kuteybe’nin komutanları Halifeye karşı gelmek istememişlerdir..


2. Büyük Katliam - Curcan Katliamı



Kuteybe ve Haccac’ın ölümü, Arapların Türkleri Müslümanlaştırmak ve Türk şehirlerini talan etmek politikalarında bir değişiklik yapmamıştır.. Öncelikle, Araplardaki Türklere karşı olan korku ortadan kalktığı için, Araplar, Kuteybe’den sonra da aynı şekilde Türk yurtlarına saldırılarını sürdürmeye devam etmişlerdir. Kuteybe’nin öldüğü aynı yıl olan 716 da, Yezid ibni Muhelleb Horasan’a vali atanır.. İlk iş olarak Dağıstan’ı işgal eder.. Dağıstan meliki Saltekin, Yezit’e karşı uzun süre dayanır. Sonunda Dağıstan düşer. Kent yağmalanır ve 14000 kişi öldürülür. Dağıstan’dan sonra Curcan’a yönelir. Curcan 300.000 dirhem karşısında savaşmadan teslim olur. Yezid, Curcan’a bir bölük asker yerleştirerek, Taberistan’ a doğru yola koyulur. Taberistan Meliki, İsfehbed, Deylem melikinden 10000 kişilik bir yardım alarak savaşa başlar..

İsfehbed savaşırken, Curcan halkı da ayaklanarak Esed ibni Abdullah komutasındaki askerleri imha ederler. Yezid öfkeye kapılır, Curcan’lı Türkleri yendiğinde kanlarından değirmen döndürüp ekmek yiyeceğine dair Allah’a yemin eder. Askerlerini toplayarak Curcan üzerine yürür. Curcan beyi, şehirden çıkarak Curcan kalesine çekilir. 7 ay süren savaştan sonra, kale düşer. Curcan beyi öldürülür. Kaledeki askerler esir alınır.. Araplar, daha sonra Curcan şehrine girerler. Burada da aynı şekilde Kuteybe’nin yaptiğı katliama benzer bir katliam yapılır. Türkleri öldürerek, 4 fersah boyunca sağlı sollu ağaçlara astırır. allah’a verdiği sözü yerine getirmek için, esir aldığı binlerce Türk’ü, Enderiz vadisindeki nehrin kenarına sürükler, orada askerlerine korumasız Türkleri öldürtür.

Öldürülen Türklerin kanlarını nehire akıtır. Nehrin suyuyla akan kanlardan, ilerideki değirmenden un ve ekmek yaptırarak yer ve allah’a verdiği sözü yerine getirir. Katliamdan geriye kalan kız ve kadınlardan 5'de 1'i biri cariye olarak, halife'ye ayrıldıktan sonra geriye kalanlar askerler arasında ganimet olarak paylaştırılır. Kaynaklar Curcan katliamında Talkan katliamında olduğu gibi yaklaşık 40.000 Türk’ün öldürüldüğünü söylerler. 717 yılından sonraki zaman, Arapların kendi aralarındaki çatışmalarla geçer. Buraya kadar dikkat ederseniz, ilk Arap saldırıları başladığında Kibac Hatun, diğer Türk Beyliklerinden yardım istediği halde istediği yardım kendisine verilmemişti. Sonra o yardımı göndermeyenler, yardıma muhtaç duruma düştüler.

Bu olaylardan Türklerin daha o zaman da aralarında tam bir birlik ve beraberlik sağlayamamış olduklarını görüyoruz. 717 yılında Ömer ibni Abdulziz halife olur. İki yıl sonra hastalanır yerine, 719 da, Yezid ibni Abdülmelik geçer. Yezid ibni Abdülmelik ile Yezid ibn Mehleb’in arası iyi değildir. Yezid ibn Mehleb hapse attırılır ancak, Yezid ibni Mehleb hapisten kaçarak, Basra’da örgütlenir ve Yezid ibni Abdülmelik’e karşı ayaklanır. 721’de Abbas ve Mesleme adında iki komutan önderliğinde kurulan hilafet ordusu Yezid ibni Mehleb ile savaşır. Bu savaşta Abbas ve Yezit ibni Mehleb olur. Yezit’in kafası kesilerek halife Yezit ibn Abdülmelik’e yollanır. Mesleme, Mehleb’in yakını olan yaklaşık 300 kişinin daha kafasını kestirerek öldürtür. Yezid ibni Mehleb’in oğlu olan, Muaviye ibni Yezid’de elinde bulundurduğu 32 kadar Mesmele taraftarının kafasını kestirtir. Aralarındaki savaş, Mehleb taraftarlarının tamamen yok edilmesi ile biter.

Mesmele, Mehleb’den ele geçirdiği aralarında Türklerin'de bulunduğu cariyeleri Cerrah Ibni Hakem’e satar. Bu arada, Yezid ibni Mehleb’in yerine getirilen yeni Horasan Valisi, Cerrah ibni Abdullah, Türkmenistan’ın iç kısımlarına bazı saldırılar yaparsada başarılı olamaz. Kuteybe’nin ölümüyle birlikte Türk topraklarına yapılan akınlar eskisi kadar başarılı olamamışlardır. Bu dönemde İslam yayılmacılığı bir duraksama içine girer. Halife II. Ömer ibn Abdülaziz, işgal altında bulunan yörelerdeki Arap egemenliğinin her geçen gün biraz daha zorlaşır bir hale gelmesinden dolayı bu bölgelerde yaşanan gerginliğin azaltılarak İslam’ın kuvvetlendirilmesine çalışır.

Kendisine bağlı yöneticilere ''Bundan böyle Türk Beyliklerine saldırmayın, hakimiyetiniz altında bulunan bölgelerde gücünüzü arttırarak islamı yaymaya çalışın'' demiştir. Ayrıca, II. Ömer, Müslüman olan halklardan cizye alınmamasını istersede, Arapların gelirlerinde önemli ölçüde düşme olmasından dolayı bu karardan daha sonra, Türklerin Müslümanlıkarında samimi olmadıkları bahane edilerek vazgeçilmiştir. Bu arada Horasan’da Cerrah ibni Abdullah, yerine Abdurrahman ibni Nuaym atanmıştır.

gizlibelge.com/turklernasilzorlamuslumanoldul - bozok.org
--------------------------
Saygilar ve Sevgiler
Bulywyf
http://www.tsk.tr/anitkabir/atasoz.htm
http://forum.agnostik.org/viewtopic.php?f=7&t=425

Türkçe'nin hiçbir eksiği yoktur, ya senin?
Kullanıcı avatarı
Bulywyf
Üye
Üye
 
Mesajlar: 696
Kayıt: 31 May 2009, 20:19
Görüş: Önce vatan

Re: Türklerin Müslümanlaştırılmaları

Mesajgönderen Türk Şad » 24 Eki 2009, 14:15

AkADeMi yazdı:
cernomirdin yazdı:Aslında,yarı müslüman yarı şaman olduk.Tam olarak hiç bir zaman,hiç bir Türk müslüman olamadı,olamazda.Tecrübelerimize,tabiatımıza hiç uygun değil,bizim özümüze aykırı bir halde olan İslam,tamamen Arapçı bir anlayışla Araplara hitab eder.Arap olmayanları zaten muatap almaz.Çölün Ruhu,çöl psikolojisi bize uygun değil.
Müslüman olsada Türkler,eski geleneklerini ve dinlerini de bırakamadılar.Mesela bu gün anadolu da görülen,agaç dallarına kırmızı çul asıp dilek tutmak tamamen Şaman İnancıdır.Bu manzara Arabistanda pek görülmez,çünkü Şaman uygulamasıdır.Aslında farkında olmadan şamanlıgımızı da sürdürüyoruz.



Bizim hayat ölçülerimizi belirleyecek vasıflara sahip değilsiniz.

Olmadığınız gibi de tabiatımıza ve özümüze neyin uyumlu olup neyinde aykırı olduğunun saptamasınıda yapacak kapasiteye de sahip değilsiniz.



Siz bizim hayat ölçülerimi belirleyecek kapasiteye sahip misiniz peki?

Bana Müslüman olmadığım için bu ülkeden gitmemi söyleyenler oldu sizler İslam faşizmini uygulayan kişilersiniz! Faşistler!

Atalarımızı zorla Müslüman yaptılar bizler zorla Müslüman olduk Araplar zaten İslam'ı kılıç zoruyla yaydı Muhammed dahi kılıç zoruyla yaydı! Muhammed zamanın da Bizansla yapılan savaşlar nedir dostlarım?

Hristiyanlığa karşı yapılan bir savaştır. Allah bunu istemiş yani Hristiyanları öldürün demiş ama Allah onları da yarattığını söylüyor bu nasıl iştir? İslam'a inananlar diğer bir çok dine karşıdır hatta hepsine, onların kafir olduğunu savunur bazı sapıtanlar onlara büyük bir kin besler!

Kısacası İslam koca bir yalandır biraz araştıran böyle şeylerin bir Tanrı'nın kaleminden çıkmadığını anlar yalnız İslam buna izin vermez! "Taş olma" korkusu gibi "çarpılma" gibi korkular sarar sizi! İslam dini dikenli teller ile çevrilmiş yani giren bir daha zor çıkar!

Kaç tane savaş gördük İslam'a girmeden önce yalnız şimdi okullar da Araplar ile hep dost olduk diyor! Bunlar İslam faşizminin oyunları ey dostlarım uyanın! Araştırın ondan bundan duyduklarınızla yetinmeyin. Bir çok katliam bir çok baskı sonucu Müslüman olduk zaten Araplar hep böyle yaymaya çalıştı İslam'ı hiç değişmedi.

Esenlikle...
Türk Şad
Yeni Üye
Yeni Üye
 
Mesajlar: 9
Kayıt: 22 Eki 2009, 00:28
Görüş: Agnostik

Re: Türklerin Müslümanlaştırılmaları

Mesajgönderen simurg » 24 Eki 2009, 19:47

Türk Şad yazdı:
AkADeMi yazdı:
cernomirdin yazdı:Aslında,yarı müslüman yarı şaman olduk.Tam olarak hiç bir zaman,hiç bir Türk müslüman olamadı,olamazda.Tecrübelerimize,tabiatımıza hiç uygun değil,bizim özümüze aykırı bir halde olan İslam,tamamen Arapçı bir anlayışla Araplara hitab eder.Arap olmayanları zaten muatap almaz.Çölün Ruhu,çöl psikolojisi bize uygun değil.
Müslüman olsada Türkler,eski geleneklerini ve dinlerini de bırakamadılar.Mesela bu gün anadolu da görülen,agaç dallarına kırmızı çul asıp dilek tutmak tamamen Şaman İnancıdır.Bu manzara Arabistanda pek görülmez,çünkü Şaman uygulamasıdır.Aslında farkında olmadan şamanlıgımızı da sürdürüyoruz.



Bizim hayat ölçülerimizi belirleyecek vasıflara sahip değilsiniz.

Olmadığınız gibi de tabiatımıza ve özümüze neyin uyumlu olup neyinde aykırı olduğunun saptamasınıda yapacak kapasiteye de sahip değilsiniz.

Ben senin kafana bugün silah dayasam ömrünün sonuna kadar Müslüman olarak mı yaşayacaksın? Yanında olmadığım zamanda Müslümanım diyecek misin? Eğer söylediklerin %100 gerçeği yansıtıyorsa cevabın olumlu olmalı değil mi? ;)


Siz bizim hayat ölçülerimi belirleyecek kapasiteye sahip misiniz peki?

Bana Müslüman olmadığım için bu ülkeden gitmemi söyleyenler oldu sizler İslam faşizmini uygulayan kişilersiniz! Faşistler!

Atalarımızı zorla Müslüman yaptılar bizler zorla Müslüman olduk Araplar zaten İslam'ı kılıç zoruyla yaydı Muhammed dahi kılıç zoruyla yaydı! Muhammed zamanın da Bizansla yapılan savaşlar nedir dostlarım?

Hristiyanlığa karşı yapılan bir savaştır. Allah bunu istemiş yani Hristiyanları öldürün demiş ama Allah onları da yarattığını söylüyor bu nasıl iştir? İslam'a inananlar diğer bir çok dine karşıdır hatta hepsine, onların kafir olduğunu savunur bazı sapıtanlar onlara büyük bir kin besler!

Kısacası İslam koca bir yalandır biraz araştıran böyle şeylerin bir Tanrı'nın kaleminden çıkmadığını anlar yalnız İslam buna izin vermez! "Taş olma" korkusu gibi "çarpılma" gibi korkular sarar sizi! İslam dini dikenli teller ile çevrilmiş yani giren bir daha zor çıkar!

Kaç tane savaş gördük İslam'a girmeden önce yalnız şimdi okullar da Araplar ile hep dost olduk diyor! Bunlar İslam faşizminin oyunları ey dostlarım uyanın! Araştırın ondan bundan duyduklarınızla yetinmeyin. Bir çok katliam bir çok baskı sonucu Müslüman olduk zaten Araplar hep böyle yaymaya çalıştı İslam'ı hiç değişmedi.

Esenlikle...
"Sessiz, durgun, başı eğik kalmayın.
Uyanınız...
Bütün Dünya ya :
" Ben Türküm, bağımsızlık bana atalarımdan miras kaldı. Onu sana vermem" diye haykırınız....( Mustafa Kemal 'in 1919 Havza konuşmasından)."
simurg
Üye
Üye
 
Mesajlar: 723
Kayıt: 27 Ağu 2009, 17:34
Görüş: Müslüman

ÖncekiSonraki

Dön İslam Dini ve Kur'an

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Google [Bot], Quantum ve 6 misafir